Kentlerde Yağmur ve Su baskınlarına karşı önlemler



Kuraklık yaşıyoruz. Bitmek bilmeyen kurak günler içinde şimdiye kadar 2 defa yağış oldu.
Küresel ısınma nedeniyle, yağış rejimleri öyle değişti ki bu iki yağmur dönemlerinde barajlarımız %2-3 ancak dolarken, şehrimiz de seller, su baskınları oldu.
Ay ortalamasında gene aynı yağışları alıyoruz belki ama birkaç güne sığdırıldığı için, faydadan çok zarar veriyor.

İşin kötü yanı bu durumun artık olağan hale gelecek olması. Küresel ısınma tersine çevrilmediği sürece de öyle gidecek. Çünkü gelişmekte olan ülkeler hızla büyürken (yıllık ortalama %5), gelişmiş ülkelerin daha önce dünyayı umursamadan kullandıkları dünyayı

 Kirletme ve tüketme hakkından faydalanmak istiyorlar.
Kendi gelişimleri sırasında sıkıca bağlı olup savundukları “Temel İnsan Hakları” gereği, gelişmiş ülkelerin yaptığı şey, kendilerinden kaynaklı tüketim ve kirlilik sorunlarını yumuşatmak veya dışarıya ihraç etmek oluyor.
Böylece  başlattıkları sorunların yumuşatılmasından da, bu sorunlarla yeni mücadeleye başlayan toplumlara yeni teknolojiler ve sitovasyonlar üretip para kazanabiliyorlar.

Yerele inersek, İzmir bu yağışlardan olumsuz etkileniyor. Faydadan daha fazla zarar görüyor.
Sebeplerine bakarsak
1) Alt yapının yetersizliği kadar mevcut alt yapıdaki kalitenin değişken oluşu
2) Şehir içi yeşil alanların rant uğruna imarlaşması
3) Şehrin arazi yapısının körfeze bakan dağlarla çevrilmiş eğimli bir araziden düzlüğe ulaşıyor olması
4) Yerleşimin özellikle ekonomik merkezlerin ağırlıkla deniz seviyesine yakın düz alanda yoğunlaşmış olması
5) Şehrin sık sık yenilenen asfalt ve kaldırımlarının düşük su geçirgenliği
6) Yeşil çatıların olmayışı
7) Kent içi kanaletlerin, kanalların kentlinin çöpleri ile sık sık tıkanması sonucu yağmur sularının şehir içi dere yataklarına rahatça ulaşamaması

İlk göze çarpanlar oluyor.
Diğer yandan bu su baskınlarına önlem almak mümkün ve dünya da kullanılan çeşitli teknikleri kullanarak ekonomik yöntemlerle sorunu hafifletebiliriz.

Çözüm Önerilerimiz:

1) Kanalizasyon sistemi ile yağmur suyu drenaj sistemleri birbirinden ayrılmalı. Mevcut durumda geçtiğimiz yıllarda bu konuda çok ciddi alt yapı yapıldı ama yeterli değil. Buna devam edilmeli.
Kanalizasyon hatta içme suyu boruları için alt yapı döşenirken bir boru da yağmur suları için düşünülmeli…


2) Kaldırımların tamamı asfalt ve diğer örtücü malzemeden arındırılıp, suyu geçiren toprakla buluşturan ızgaralı sisteme geçilmeli.

Bu aynı zamanda kaldırım taşı maliyetini de etkileyecektir.
Kaldırımlar hazırlanırken, sadece yüzeyi değil alt yapısı da ele alınmalı, mesela bir metrelik bir temel kazılarak, zemine önce inşaat molozlarından veya atık plastiklerden yapılmış geçirgen delikli bir yatak hazırlanmalı. Bu amaçla birkaç döküm modeli hazırlanması yeterli.


Kaldırımlar yaya trafiğine açık olduğu için zemin mukavemeti yeterli olacaktır.

3) Yeşil çatılara ağırlık verilmeli ve yeni binalarda şart koşulmalı. 

Bu çatılarda ve  vatandaş kullanımı dışı kalan yeşil alanlara (refüjler gibi) kuraklığa dayanıklı özellikle simbiyotik türlerde bulunmalı. Düz yeşil alanlarda ise kök ve gövdesi ile su depolayan bitki türleri yerleştirilmeli.

(Mesela kaktüsler bu tür ortamlara dayandıkları için, yağışlı mevsimlerde çok hızlı su depolama kapasitesine sahipler. Kurak mevsimde ise bu suyun bir kısmını toprağa geri basarak, toprağın nemli kalmasını sağlamaktırlar.)




4) Sık sık yamalanan değişen bir asfalt yapımız var. Bu asfalt değişimlerinde biraz daha işçilik ile bu bölümler derinlemesine su geçirgen hale getirebilinir. Su geçiren asfalt, beton teknolojileri günümüzde var. 
Bütün bölgelere olmasa bile en azından değişim yenileme sırasında küçük küçük alanlar da kazanılabilinir.



Asfaltın geçirgenleşmesi yağmur sularının bir kısmının toprak tarafından emilimini artıracaktır. En azından %5 oranından,  %15’e (3 kat) çıkmak hedeflenebilir.


5) Yer altında her zaman boşluklar vardır. Mağaralar veya deposu tükenmiş su havzaları, akiferler saptanıp kullanılmalı.
Deniz seviyesine yakın bölgelerde bu tür boşluklar bulmak güç olsa da, denizden içeride bölgelerde ve tepelik alanlarda mevcuttur.
Zaten boşalan akiferler yüzünden çiftçimizin daha derinden su çıkarttığını biliyoruz.
Su sondaj kuyuları açmak için kullanılan teknolojilerden faydalanılarak, yer altında  boşalmış- boş olan odacıklara kanallar açmak ve aşırı yağışlarda bu suları buraya yöneltmek düşünülebilinir.


Bu konuda zengin bir bilgi birikimi de vardır. Birkaç kolayca ulaşılan örnek linki aşağıdadır.

http://web.deu.edu.tr/fmd/s20/20-02.pdf
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/590353
https://www.researchgate.net/publication/301691469_YER_SECIMINDEN_ISLETMEYE_YERALTI_BARAJLARI
http://www.tmmobizmir.org/wp-content/uploads/2014/05/200830.pdf  (Bu çalışma çok iyi)
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/810959


Sahillere yakın bölgelerdeki alanların kullanılmasının bir diğer faydalı yanı ise tuzlu deniz suyunun boşalan yerlere sızmasını durduracak olmadır. Yağmur suları ile bir miktar çöp ve kirlilikte bu depolara gideceği için bu konuda basit fiziksel önlemler almak faydalı olacaktır. Sonuçta bu depolardaki tatlı su süzülerek, diğer aktif depoları da besleyecektir.

6) Özellikle nüfus hareketliliğinin yoğun oluğu yerlerde mazgallar çok sık kent sakinlerinin attığı çöplerle hızla doluyor. Bu konu üzerine dikkat verilmeli.
Hafif yağışlarda bu çöpler ciddi sorun oluşturmuyor. Ancak yoğun yağışlarda  birikip, tıkanmaya neden oluyorlar.



Bu da suyun derelere, boşaltım kanallarına veya denize ulaşmasını engelliyor. Özellikle alçak kesimlerde bu durum önemli çünkü ticari merkezlerin çoğu ve ulaşımın ana yoğunluğu bu bölgede.
Her ne kadar mazgallar düzenli temizlense de, çeşitli nedenlerle bu istenilen düzeyde olmuyor.
Bu nedenle mazgallara süzücü, koruyucu aparatların aralıklı konması faydalı olacaktır.
Bu amaçla belli mesafelerde bir mazgal alanı- hacmi genişletilir ve gelen çöpleri toplayacak ama suyu serbest bırakacak ızgaralar yerleştirilebilinir.
Bu tür yapıları atık plastiklerden kalıplara dökerek yapmak mümkün.



7) Park ve bahçeler düzenlenirken, parkların merkezi noktalarında çukur ve su geçirimli bölgeler hazırlanabilir.
Sair günlerde bu alanlar mesela çocuklara oyun alanı olarak hizmet verirken, bu tür durumlarda yağmur sularının bir kısmının toplanacağı ufak göletlere dönüşür.


 

Ayrıca parklardaki zemin altı alan, parkın ilk yapılışı sırasında yağmur baskın sularını depolamak için su tuzaklarına depo olabilir.


Bu depolara ulaşan minik kanaletler ve borularla, aşırı yağışlar sırasında su aktarılır.
Sair günlerde parkların sulanması öncelikle bu birikmiş sularla da sağlanabilir.
Deponun yarı geçirimli (geçirimli tuğla, pişirilmiş toprak) olması durumunda özellikle ağaçlar olmak üzere tüm bitkiler için, uzun süre köklerini destekleyecek nemi de toprağa salacaktır.





8) Kentimizdeki bir diğer sorun ise deniz taşkınları…
Aşırı yağışlarla beslene iç körfez, bu suyu hemen atamadığı için deniz kabarıyor ve alçak kesimlere su basılıyor.
Buralarda zemini dolgu ile Hollanda gibi yükseltmek mümkün. Ama su her durumda yolunu bulur ve içerilere sızar. Bu yüzden aynen onlar gibi bu suyu denize geri de pompalamak için ek tesislerde lazım.






https://www.bbc.com/news/uk-25929644








Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İmar Yönetmeliği için öneriler

Kalkent başlarken