İmar Yönetmeliği için öneriler

 Günümüzde kentler küresel çapta hızla genişliyor ve büyüyorlar.
1950'lerde dünya da sadece 2 megakent var iken şimdilerde bu sayı 30 civarında, 2030 da ise 41 kentin mega olması bekleniyor.

Kentlerin esas önemi ise rakamlardan kaynaklanıyor. Küresel nüfusun yarısından fazlası kentlerde yaşıyor.

Küresel gayrisafi yurtiçi hasılanın %80'i kentlerde üretiliyor. Bunun karşılığında ise küresel enerjinin %70 civarı, doğal kaynakların %75'i kentlerde tüketiliyor.(doğal gaz %85-90, kömür %70-80, petrol %65 civarı, biyo kütle harici yenilenebilir kaynakların %75-85
Küresel karbon salınımının %75'inden gene kentler sorumlu...
Nüfus artışı, göçler ve hane sayısındaki artış ise inşaat sektörünü zorluyor. Buna göre 2050 yılında ihtiyaç duyulacak konutların %60'ı daha yapılmadı bile.
2025 yılında inşaat sektörünün her yıl kendisini ikiye katlayarak fiziksel sermayelerini 20 trilyon dolarlık bir pazara ulaştırması bekleniyor.
İnşaat sektörü, kentlerde tüketilen suyun %40'ını, orman ürünlerinin %70'i ve enerjinin de %45'ini tek başına tüketiyor.
Eğer böyle giderse 2013 rakamlarına göre, 2025 yılında kişi başı enerji tüketimi %28, su tüketimi %23, atık üretimi %19, demir tüketimi %35 artmış olacak.
Enerji tüketimi artıkça, kentlerin refah seviyesi de aynı oranda artıyor. Tabi bu seferde kent kaynaklı çevre sorunları ve ihtiyaçları da artıyor.

Kentin bina yapısı ve yoğunluğu, kentin temel kamu hizmetlerinin yürütülmesinden, enerji tüketimine (ısıtma-soğutma), atıkların uzaklaştırılmasından, su kullanımına kadar bir çok etkisi oluyor.
Ulaşımın yapısı bile salt enerji tüketimini değil, sosyal ilişkileri de etkiliyor.
Kilometre kare başına ortala 7500 kişi ideal bir yoğunluk iken, bu rakam 5000'inin altına düştükçe enerji ve kaynak tüketimi artıyor. Binaların enerji verimliliği, yaşayanların sosyal refah seviyesi ile doğrudan bağlantılı bu anlamda.

Aynı şekilde kentlerdeki atık üretiminin de 2025 yılında, 2012 rakamlarına göre  %69 artacağı öngörülüyor. Yani her yıl % 5-10 arası dana fazla atık üretiyor kentler.
Kentlerdeki yoksulların atık üretimleri de, kaynak tüketimleri de daha düşük. Mesela, kentlerdeki karbon emisyonlarının %86'sından yüksek gelirli sınıf sorumlu
Tabii kentlerin izledikleri politikaların da önemi var. Newyork kişi başı 1,6 ton atık üretirken, Londra 0,35 ton üretiyor. (İzmir için gerekli rakamı bulamadım ama Avrupa ve Orta Asya ortalaması 1,1 ton civarı olacağını tahmin ediyorum.)

Gıda ise ayrı bir konu. Kentlerde gıda çeşitliliği ve yoğunluğu, kırsal kesime göre çok daha fazladır.
Bu çeşitlilik ise ulaşım, depolama ve pazarlama gibi bir çok konuda değişimi ve sorunları da beraberinde getiriyor.
Yerel marketler ve bakkallar azalırken, tedarik zincirleri ve bunların süpermarketleri öne çıkıyor.
Şu anda kentlerdeki gıdaların %80-90 arası bu marketler vasıtasıyla kentliye ulaşıyor.

Yüksek kalorili işlenmiş besinlerde dahil olmak üzere, kişi başı obezite ve sağlıksız beslenme oranları da artış gösteriyor.
Gıdanın üretimi ise ayrı bir konu. Çünkü tarım sektörü suyun yaklaşık %70'ini, arazilerinde %40'ını kullanıyor. (Hayvancılık bu tüketim içinde arazinin %15'ini yem ve %25 civarını da su olarak tüketiyor.)
Her gıdanın ise  üretiminden ve tüketiciye ulaşmasına kadar geçen sürede sebep olduğu bir karbon ve çevresel ayak izi var. Örneğin bir kilo dana eti 16 ton su, bir kilo patates ise 900 litre su tüketimine sebep oluyor.
Küresel ısınmada tarım (azot dioksit)  ve hayvancılık (metan) payı %25-30 civarında...

Yiyecek üretimi bu kadara maliyetli iken, üretilen tüm gıdaların yaklaşık %35 israf olmaktadır. Bu ağırlıklı olarak da kentlerde gerçekleşmektedir. Çünkü kent sakinleri, kırsala kıyasla daha fazla kazanıyor ve karşısındaki alternatif daha çok. Bu da israfın önemini ve gelirdeki payını azaltıyor.
Bu kaybedilen gıdanın yarısı üretim ve depolama da, kalan kısmının önemli bir kısmı da  daha ürün işleme ve ulaştırma aşamalarında gerçekleşiyor. Yaklaşık %10 civarı ise nihai kullanıcıda gerçekleşiyor.
Şehirlerde ziyan olan gıdanın atık içindeki payı ise %40'lar civarında.

Bunun anlamı ise şu; dünya çapında gıda üretiminde kayıp olan miktarın sera gazına katkısı ABD ve Çin sonrası üçüncü büyük kaynak durumunda.
Su kaybı ise 1,5 milyar hektarlık bir alanın sulanmasına eşdeğerde.

Küresel ısınma olmasaydı bile kentlere su tedarik etmek gittikçe güçleşiyor. Çünkü artan nüfus ve ihtiyaçları ile tüketim artarken, büyüyen kentlerin su havzalarının da inşaat ve tarım alanına dönüşmesi, gıdaların daha uzun mesafelerden gelmesi gibi farklı sorunları da getiriyor.

Değişen yağmur rejimleri, ani seller ve kuraklıklar, iletim hatlarındaki kayıplar, salgın hastalıklar ve benzeri bir çok değişken ise sorunları artırıyor.
Gelişmemiş bölgelerin ve toplumların çoğu hala atık sularını geri dönüştürme imkanlarından uzaktalar. Yüksek gelirli ülkelerde  atık suların geri dönüştürülmesi ve kullanımı %70'lere ulaşırken, en düşük gelir grubunda bu oran %8'ler civarında.

Atık suların geri dönüştürülmesi yüksek su nakliye giderleri başta olmak üzere bir çok konuda tasarruf sağlar. Kentsel park ve bahçelerin sulanmasından, meydanların yıkanmasına kadar bir çok alanda kullanılabilinir.
Ülkemiz de dahil çoğu ülkede arıtılmış sular denizlere -nehirlere deşarj edilirken, mesela İsrail bu suyun %75'ini tarımda kullanıyor.
Tarımsal sulama tüm su kaynaklarının %70'ini kullanırken, bu suyun neredeyse yarısı sulama teknikleri ve aktarma sırasındaki kayıplardan  oluşuyor.

30 Ekim 2020 tarihinde deprem ile İzmir yeni bir aşamaya girdi.
Deprem felaketi aynı zamanda kentin eksikleri ve ihtiyaçları hakkında fikir verirken, kentimize kendisini yenilemesi ve sürdürülebilir bir İzmir için önemli bir fırsat oluştu.

Kentin mevcut yapıları incelendi ve yıkılıp yenilenmesi gereken binaların yanında, yeni yerleşim bölgeleri oluşturma ihtiyacını da doğurdu.

Bu da İzmir için İmar Planlarını gündeme getirdi.
Bunun anlamı, İzmir de bir çok şeyi ilk baştan ve günümüzün artan sorun ve ihtiyaçlarını gözeterek yapma fırsatıdır.

Elbette dernek olarak koca koca şehir plancılarına ne yapmaları gerektiğini söyleyecek değiliz. Onlar işlerinin ehilleri...

Ama bu imar planlarının nihai kullanıcısı- müşterisi olarak nelerin göz önüne alınmasını istediğimizi belirtebiliriz.

Bu konu da önerilerde bulunabiliriz ve eğer kabul ederlerse, bazı yollarda gösterebiliriz.

Yeni İmar Planları hazırlanırken şu noktaların göz önüne alınması gerektiğini düşünüyoruz.

1)  Alt yapının elektrik, su, doğalgaz ve telekomünikasyon ve ulaşım da dahil enerji uzun vadeli tasarruf sağlayacak şekilde düzenlenmesi
2)  Gerek binalarda gerek çevrelerinde alt ve üst yapıda kullanılan tüm elemanlarda bu amaca yönelik normların belirlenmesi ve ürün standartlarının bu norm aralıkları içinde kalınmasına özen gösterilmesi
3)  Nüfus yoğunluğunu ve bireyler arası sosyalleşmeyi artıracak yapıda olması,
4)  Katı ve sıvı atıkların daha tüketicinin üretiminde iken ayrıştırılması ve geri dönüşüme alınması, böylece toplamda üretilen atığın minimize edilmesi
5)  Binaların sadece depreme değil, ısı yalıtımı sayesinde ısınma ve soğutma ihtiyaçlarını da göz önünü alacak şekilde projelendirilmesi
6) Enerji, su ve gıda ihtiyaçlarını kısmi oranda, en yakın mesafeden veya kendi ortamından sağlaması
7) Yapılan binaların işletmecisine sürekli-düzenli bir istihdam ve gelir kaynağına dönüşmesi,
8) Bina sakinlerinin sağlık ve eğitim de dahil kamu hizmetlerini yerinde alması,
9) Yeşil alan ihtiyacının ve gerekliliklerinin sadece estetik-süs hedeflerinin ötesine geçerek, bina sakinlerinin sağlıklı ve doğal gıda ihtiyaçlarına da destek olması


Bu amaçla, daha önceleri de değindiğimiz bir imar modelini değerlendiriyoruz. Özellikle sıcak iklimlerde görülen avlulu konut yapısını, toplu konutlar için öneriyoruz.


(Barselona)

Avlulu yapının en önemli avantajlarından birisi, bina sakinlerine kendi kontrolllerinde bir yaşam alanı bırakmasıdır.
Aşağıda bir örnek öneri sunulmuştur.

Genel Durumu:
(250 x 250) metrekarelik  alanı kaplayan bina;  2 alt kat + zemin dahil 11 kat olarak düşünülmüştür.

Bina iç duvar, dış duvar arası mesafe 30 metredir.  İç avlu, bahçe genişliği (180x180) metrekaredir. (10 metre de ara duvarlar için fazlasıyla ayrılmıştır)



En alttan başlarsak:
* Zemin altı 2. kat, iç avlu yönüne doğru 60 metre genişliğindedir. Burası sığınak, bodrum, atölye ve binanın ısıtma-soğutma, atık geri dönüşüm ve su arıtma sistemleri işlevleri buradan yürütülür.

* Zemin altı 1.kat iç avlu yönüne doğru zemin altı 50 metre genişliğindedir. Burası binanın otoparkıdır.

* Zemin giriş (1.) katı 30 metre genişliğindedir. Burası dükkanlara, iş yerlerine ve mağaza ve marketlere ayrılmıştır.

* Çatı altı (11.kat) konut olarak kullanılmamaktadır.
Bu alanın boş bırakılmasının ana sebebi, çatıda yürütülecek kentsel tarım faaliyetlerinin sebep olabileceği olası sorunların, daire sahiplerini olumsuz etkilememesi içindir.

Bina sakinleri için sosyal tesisler olarak ayrılmıştır. Mesela, kreş-anaokulu, kafeterya, bayanlar için sosyal mekanlar, tavla-satranç bölümleri, vb.

* Çatı düzdür. Duvarları yükseltilerek güvenlik sağlanmıştır.

Zemin ve üstü katların her biri 22.800 metrekare brüt alana sahiptir.

Bina toplamda (brüt)

Zemin altı 2.kat  45.600 metrekare sığınak, bodrum ve destek sistemleri
Zemin altı 1.kat 40.000 metrekare otopark
1.kat 22.800 metrekare iş yerlerine
2-10 kat 22.800x9= 202.500 metrekare konut için
11. kat 22.800 metrekare sosyal tesisler için
(12) çatı 22.800 metrekare açık hava-kentsel tarım alanı için
İç avlu 32.400 metre kare yeşillik alan (4000 metrekare de çevresinde boş bırakılan alan hariç)
şeklinde olacaktır.

202.500 metrekare konut alanı (maksimum %30 alan kaybıyla) 142.000 metrekare net konut alanı demektir. Bu da ortalama 100 metrekarelik evlerden 1400 konut yapar.
(Bu alan 4000- 6500 arası kişiye hizmet verebilir demektir.)

Mağazaları, çalışanlarını ve müşterilerini de eklersek, bu sayı toplam 8000 kişiye ulaşabilir.

Köşelerdeki alanlar, yük asansörleri ve  merdivenler içindir.
Binanın iç ve dış duvarında ayrıca asansörler mevcuttur. (Yaklaşık her 20 metrede bir)
Gene aynı şekilde 20 metrede bir (asansöre 10 m.) yangın merdiveni bulunur.

Site yönetimi biçiminde idare edilir. Özel-şirketleşmiş yönetimi vardır. Bütün daire sahipleri eşit hissedardır.

Bina da merkezi soğutma ve ısıtma vardır (Merkezi kalorifer veya havalandırma şeklinde). Her yerleşim biriminin ısıtma-soğutma payı kalorimetre ile hesaplanır.

Binanın soğuk ve sıcak su, ısıtma-soğutma suları ve atık su tesisatları ayrılmıştır.
Yani mutfak çeşmelerinden akan su ile tuvaletlerden akan sular, faklı boru sistemleri ile konutlara geliyor.
Tuvalet suları ayrı bir kanalizasyon sistemi ile alınırken, deterjanlı suları içeren mutfak ve banyo suları farklı bir kanalizasyon sisteminde toplanır.
Evsel organik atıklar, çöpe atılmaz, mutfak lavabosunun yanındaki çöp öğütücü sisteme atılır. Burada parçalanan organik atıklar su vasıtasıyla geri dönüşüm tanklarına kanalize edilir.

Katı atıklar; cam, kağıt-karton, metaller, plastikler her katta köşelerdeki çöp istasyonlarında türlerine göre toplanır ve site yönetimince geri dönüşüm firmalarına satılır. Elde edilen gelir, binanın bakım-onarım ihtiyaçlarına kullanılır.
Satışı olmayan atıklar, belediyeye teslim edilir.


1) Bu sistem de en önemli bölüm zemin altı 2.kattır.
Çünkü binanın geri dönüşüm ve kazanım birimleri buradadır.

Bodrum bölümünde atık su arıtma, biyogaz üretim, alg üretim, mantar üretim ve kapalı led ışıklı sera birimleri vardır.

  a) Çöp öğütücülerden ve lağım sisteminden gelen organik atıklardan, oksijensiz kompostolaştırma ile metan üretilir.

  b) Bulaşık ve çamaşır deterjanlı sulardan, (pembe-sarı) led lamba ışığında alg üretilir. (Deterjanların içerdiği fosfat kökenli tuzlar nedeniyle). Elde edilen algler metan üretiminde kullanılır.

  c) Lavabo ve duşlardan gelen sularla, deterjanlı sular temizlendikten sonra binanın tuvaletlerde kullanılan su sistemine katılır. Kalan atıklar, metan üretim sistemine katılır.

  d) Üretilen metan, jeneratörlerde elektrik üretiminde kullanılır. (Üretilen metan yetersiz kalırsa, açık doğalgaz sistemi ile kapatılır.)

    I) Yanma sonucu açığa çıkan sıcak gazların çoğu (CO2 ve Su buharı) baca sistemi vasıtasıyla, çatıdaki seralara yönlendirilir. Seralardan geçirilen karbondioksit ve su buharı, seraların havalandırma sisteminden atmosfere bırakılır.

   II) Yanma sonucu çıkan gazların kalan kısmı, aynı kattaki sera sistemine verilir. CO2 aynı zamanda bitkilerin hidrokarbon (şeker, nişasta, yağ ve selüloz) üretmesi için temel ihtiyaçlardandır.

 III) Sera'nın havalandırması mantar üretim bölümüne aktarılır. Böylece bitkilerden çıkan oksijen ile mantarların solunum ihtiyacı sağlanır.

 IV)  Kompostolaştırma sonucu üretilen toprak, binanın seralarında ve iç avlu bahçesinde kullanılır.

  V) Bina içi ve avlu bahçesinden elde edilen selüloz içerikli atıklar, kırık mobilyalar, mantar üretiminde kullanılabilir.

  VI) a) Metandan elektrik üretimi esnasında eğer buhar türbini kullanıldıysa, türbin atığı sıcak buhar, binanın sıcak su ve/veya ısıtma sistemine verilir.
       b) Eğer İçten yanmalı motor veya dıştan yanmalı motor ile üretim yapıldıysa, motor soğutması esnasında elde edilen ısı, sıcak su ve ısıtma sistemine yönlendirilir. (Mevsime göre)

  VII) Bodrumun merkeze yakın bölgelerinde kuru tuz (sodyum klorür) içinde, "sodyum asetat" tuzu çözeltisi içeren kaplardan oluşmuş tuz havuzları (ortalama 3x3x3 metreküplük 3-4 bölüm) vardır. Sıcak su sistemine girecek olan su önce bu tuz havuzlarından geçer. Bundan sonra kalan ihtiyaca göre ısıtılarak sisteme verilir. (Sodyum asetat tuzu, katı-sıvı faz geçişinde yüksek ısı enerji depolama ve salma kapasitesine sahiptir.)

  VIII) Binanın çatısındaki dış duvar yönündeki duvarlarda güneş hücresi panelleri vardır.  Ayrıca binanın dış yüzeyinde en çok güneş alan (güney tarafına bakan) da bu panellerden vardır.
Güneş hücresi panellerinin altında, su paneli vardır. Böylece ısınınca verimi düşen güneş hücreleri, bu su panelleri vasıtasıyla soğutulur. Güneş panellerinin altında ısınan su panelinin çıkışı, sıcak su sistemine bağlanır.

   IX)  Sıcak yaz dönemlerinde, elde edilen ısı tuz havuzlarını ve yer altı seraları ısıtmak için kullanılır. Fazlası atmosfere salınır.

Isıtma/soğutma sistemine verilen soğuk su, kalorifer sistemi ile aynı sistemi kullanır. Suyu soğutmada metan kullanan jeneratörlerden sağlanan elektrik ile soğutma yapılır. (Gazlı soğutma veya manyetik soğutma teknikleri ile … Soğutma esnasında açığa çıkan ısı da kaynak olarak değerlendirilir. )

  X) Elde edilen elektrik binanın temel ihtiyaçları için kullanılır. (Seralarda dahil olmak üzere aydınlatma, motorların çalışması , vb.)
Her şeye rağmen üretilen fazla atıklar, kent atık su sistemine pompalanır.

 
e) Bodrum'un bir kısmı ise ortak atölyeler -alet kütüphaneleri için ayrılmıştır.
Burada, konutlardan çıkan eski mobilyalar, elektronik eşyalar tamir edilir.
Atölyeler, bina sakinlerinin tamir, onarım ihtiyaçlarını alet kiralayarak görebilecekleri ve hatta kendilerinin de boş vakitlerinde gelip çalışabilecekleri yerlerdir.
Ayrıca dışarıdan gelip, alan kiralayıp esnaf olarak çalışacaklara da açıktır.

 f) Bodrum katın havalandırması, iç avludan gelen havalandırma ile yapılır.

 g) Bu kata ayrıca ortak çamaşır yıkama bölümü de eklenebilir. Böylece evlerdeki çamaşır makineleri kalkacağı için daha az enerji, su, deterjan kimyasal tüketimi ve daha az atık üretimi mümkün olacaktır.

  h) Bina sakinleri ve mağazalar-dükkanlar için depo/ardiye olarak bir kısmı ayrılabilir.

  ı) Bodrum'un iç avlu sınırlarında giren bölümünün üstünde (İlk 10 metresinde otopark, 10-20 arasında toprak vardır.)

  i) Bozulma, onarım, bakım durumlarında süreklilik sağlamak için metandan enerji üretim birimleri ve sıcak-soğuk su birimleri tek bir büyük sistem yerine, 8-10 (2 adet x 4 bölge+ 2 adet yedek) küçük sistemin birleşmesinden oluşturulmalı.
Bu şekilde ihtiyacın ya da üretim kapasitesinin düşük olduğu dönemlerde, bir kısım sistem kapatılabilir.
Ayrıca sistemler arasında birbirini destekleyecek bir bypass hattı da oluşturulabilir.

  j) İhtiyaç fazlası elektrik üretimi var ise genel elektrik sistemine satılabilir. İhtiyaç fazlası arıtılmış su, çatı katındaki tarım alanına pompalanır.

  k) Eğer bu alan yetersiz kalırsa, iç avlu yönünde toprakta tünel kazılarak yeni alanlar kazanılabilir.

 2) Otopark:
Gerek bina sakinlerinin gerek ise mağazalara gelen müşterilerin kullanımı için düzenlenmiştir.

İç avlu sınırları içine giren 10 metrelik bölüm, zemin kat mağazaların, kafelerin arka bahçesidir. İç avludan parmaklıklarla ayrılmıştır. Lokanta, kafe gibi işletmelerin açık alanıdır.
Binanın atık su, kanalizasyon sorunları tamiri bu katta yapılır. Ayrıca  binadan çıkan atıklar bu kattaki konteynırlarda gruplanmış olarak toplanır ve kamuya teslim edilir.
 
3) Giriş-Zemin Kat:
Bu bölüm mağazalara, marketlere ve sosyal mekanlara kiralanmış ya da satılmış katıdır. amacı vardır.
Bina için ek-gelir sağlamak, bina sakinlerinin ihtiyaçları için mağazalar ve marketler ile sosyal etkinlikler için (kafe, restoran, bar, sinema, tiyatro, vb) ortam sağlamak.
Bu şekilde bina sakini çok uzağa gitmeden ihtiyacını sağlayabilir.
Sağlık ocağı hatta okullar bile bu katta yer alabilir.

4) Konut katları:

Her daire iç avluyu görür. Isıtma ve soğutma sistemi ortaktır. Bu nedenle tüm dairelere eşit miktarda sıcak-soğuk hava verilir. Daireler bunu azaltabilir. Dairelerde ek ısıtma (soba-kat kaloriferi) veya soğutmaya (klima) izin verilmez. Daireye geçen ısı miktarı kalorimetre ile ölçülür.
Isı-havalandırma sistemi ortak olduğundan dairelerde, doğalgaz sadece mutfak ihtiyaçları için vardır.
Her konutta temel yaşam alanları yanında, bir tane de "çalışma odası" vardır. Burası ev ofis olarak çalışanlar yanında, evden eğitim alacak öğrencilerce de kullanılabilinecektir. Telekomünikasyon ve elektrik alt yapısı buna göre dizayn edilmelidir.

5) Çatı altı boş kat: Bu alanın boş bırakılmasının ilk sebebi, çatıda yürütülecek kentsel tarım faaliyetlerinin daire sahiplerini olumsuz etkilememesi içindir.
Yine de  uygun bölümlerinde, bina sakinleri için sosyal tesisler yapılabilir. Mesela, kreş-anaokulu, kafeterya, bayanlar için sosyal mekanlar, tavla-satranç bölümleri, vb.

6) Çatı katı:
Bu alan kentsel tarım için ayrılmıştır. Her daire sahibi, kendisine ayrılmış alanı hobi bahçesi olarak kullanabileceği gibi, kiralayabilir ya da birkaç daire birleşerek ortak kullanabilir.
Ayrıca bu bölge de kapalı alan-sera topraksız tarım da uygulanabilir.
Çatı zemini özel olarak yalıtılmış ve su toplayacak şekilde katmanlaştırılmıştır. Bu şekilde hem yağmur hem de sulama sularının fazlaları tekrar geri dönüşüme alınır.



Çatı katında kök derinliği fazla olmayan bitkiler, ağırlıkla sebzeler yetiştirilir.

7) İç Avlu bahçe: Bahçe de meyve ağaçları, çiçekler, oyun parkı, havuz, yüzme havuzu, çardaklar, kentsel oturma grupları, koşu ve bisiklet yolları, futbol, voleybol sahaları, piknik alanları vardır.
Hatta arıtılmış atık sularla beslenen bir gölet ve derecikte eklenebilir.
Eğer site sakinlerinin çoğunluğu rıza gösterirse, ortasına prefabrik bir okul bile eklenebilir.



Bu tür  bir binanın avantajları nedir?

  1) Isı Yalıtımı (tasarrufu): Dış duvarların bitişik olması, iç duvarların kapalı ortam olması nedeniyle  atmosfer hareketlerinde kaynaklanan ısı değişimlerin karşı dirençli olur.
  2) Güvenlik, özellikle çocuklar için oyun alanı olmak üzere, bina sakinleri için güvenli-aydınlık bir sosyal ortam oluşturur.
  3) Atıklarını kullanan bir bina olarak, karbon katkısı düşük olur.
  4) Nüfus yoğunlaşmasından dolayı kamu hizmetleri daha kolay verilir.(Çöp toplama, ulaşım, alt yapı hizmetleri gibi)
  5) Ulaşım problemini azaltır. Çünkü daire sahiplerinin bir çok ihtiyacı yürüme mesafesinde temin edilebilmektedir.
  6) Park, Bahçe ve Yeşil alan bakımı, korunması ve geliştirilmesi yükü kamunun üzerinden kalkar.
  7) Balkonlar avlu-iç tarafa baktığından solunan hava kalitesi yüksek olur. Ayrıca bitkilerce sağlanan soğutma ile daireleri soğutma maliyeti de düşer.
  8) Çatı yeşil alan olduğundan, çift yönlü katkısı olur. Hem ısı yalıtımı sağlar. Hem de bina sakinlerinin kentsel tarım ile sağlıklı ve dengeli beslenmesine destek olur.

Sürdürülebilir Kent Yaşamı için Sürdürülebilir İmarlaşma

Yukarıdaki bina örneği, sadece bir öneri. İllaki tüm binaların bu şekilde avlulu veya bu ölçekte büyük olması gerekmiyor.
Ama yeni bina tasarımlarında göz önüne alınması gereken temel verileri içeriyor. Hangi tip ve büyüklükte olursa olsun, her bina bunları gözeterek projelendirilmeli.
Eğer teknoloji veya alt yapı şu an yeterli, ekonomik değil ise bile bunların yerini hazırlamalı.

Nedir Bunlar?

1) Kentlerin gelecekteki en büyük sorunlarından biri alan darlığı olacak. Ortak kullanım alanları artırılmalı. Çamaşır, mutfak özellikle iki önemli alan olacak.
Korona sürecinde dışarıdan yemek söyleme kültürü arttı. Bu tür bir ortak alanda, 5 yıldızlı otel mutfağı gibi ürün çeşitliliği sağlanabilir. Yapılacak şey, bir gün önceden istenen yemeklerin sipariş verilmesi de olabilir. Ortak alan işletmecisi, gelen taleplere göre toplu üretim yapacağı gibi artık ve atıkları da geri dönüşüme daha kolay ayrıştırabilecektir.
Bu aynı zamanda kişi başı kalori ve protein maliyetini de azaltacaktır.

(Bunların ortak alanları kullanması ile sağlanacak enerji, kaynak ve atık tasarrufları üzerinde akademik çalışma yapılmalı. Ayrıca bu tür bir sisteme hizmet verecek yazılımlar geliştirilmeli.)
 

2) Atıkların ilk kaynağında ayrışması önemli. Çünkü hammadde kaynaklarının hem azaldığı, hem de pahallılaştığı gezegenimizde, nüfus başına düşen kaynak miktarı da azalıyor.
Bu yüzden her tür atık, geri dönüştürülerek yeni bir kaynağa çevrilmek zorunda. İlk tüketicinin dönüştüremediği atıklar, genel sisteme verilmeli ve daha büyük tesislerde geri dönüşüme alınmalı.

Her eve organik çöp öğütücü sistemi alt yapısıyla gelmeli.
Mutfak ve gıda artıklarının genel çöplerden çekilmesi çok önemli. Bu biriken çöpün ayrıştırılmasını kolaylaştıracak, koku ve çevre olumsuz etkileri azaltacak.
Ayrıca öğütücüden geçen artıklar, metan tesislerinde çok daha kolay metan üretirken kompostolaştırılabilinecek. Yani bu atık gıdalar bölge ekonomisine geri kazandırılacak.

(Ve bu öyle 50-100 yıllık bir süreç değil. Önümüzdeki 20-30 yıl içinde kuraklık ve küresel ısınma bunu zaten zorla da olsa insanoğluna yaptıracak. Bunları yaşamak istemiyorsanız, yeni gelişmekte olan Afrika ülkelerine gidip yerleşmeniz gerekiyor.)

3) Kanalizasyon, yağmur suyu, çöp öğütücü artıkları, mutfak ve banyo artığı gri sular muhakkak ayrı kanallardan toplanmalı.
Başlangıçta binaların alt yapıları buna uygun olmadığı için bunları kullanamayabilirler.
Ve tüm bunlar gene şehrin ortak kanalizasyon sisteminde toplanabilirler.
Ama binanın buna hazır olması uygun ekonomik projelerle ya da bu tür binaların artması ile kamu için karlı bir proje alanına dönüşmesi ile kullanılacaktır.
Yeni binaların en az önümüzdeki 40 yıl kullanılacağı ve bu tür gelişmelere cevap vermesi gerektiği göz önüne alınmalı.
Günümüzde gelişmekte olan ülkelerde, yerel halkın dar bütçeli imkanlarla geliştirdikleri basit ve kullanışlı tesisler, sistemler var. Bunlardan adaptasyonlarla her binanın inşaat yapısına ve iklime göre uygun ve ucuz bir sistem geliştirmek bile mümkün.

4) Güneş enerjisi sadece su ısıtmak için değil, binanın ısıtılması içinde kullanılmalı.
Güneş ile ısıtılmış suların istenilen sıcaklığa getirilip, ortak ısıtma sistemine verilmesi yakıt maliyetini ve miktarını da düşürecektir. Ayrıca elektrikten farklı olarak, ısı depolanıp, saklanabiliyor. Bu yapıları günümüz teknolojisi ile bile ucuza yapmak mümkün.
Güneş enerjisi ile elektrik üretimi de genel aydınlatma açısından uzun vade de kendini amorti edecek sistemlerdir. Site sakinlerinin aidat yüklerini rahatlatacaktır.
Binaların dış yüzeylerindeki güneş gören her alan bu şekilde değerlendirilmeli. Bunun için binalarda ek tesisatlar (kanallar ve borular) önceden hazırlanmalı.

5) Isıtma ve soğutma da hava kalitesini de artıran doğal çözümler mutlaka olmalı.
Yani yeşil çatılar, yatay bahçeler ısı yalıtım araçlarından biri olarak kabul edilmeli.
Günümüzde kentler çok fazla ısı üretiyor. Sadece binaların ve asfaltın güneşten emdiği ve depoladığı ısı değil. Egzozlardan, baca gazlarından, klimalardan, ev ısıtma sistemlerinden de dışarıya ısı veriliyor.

Söz gelimi evi 3 derece soğutmak için harcanan enerji ile atmosferde  aynı miktar hava 4-5 derecelik ısıtılıyor. (Enerji verimliliği yüksek araçlarda bu oran düşüyor.)
Bu yüzden şehirler, bölge atmosferinden  yaklaşık 3-4 derece sıcak oluyor. Sıcak hava yükselir. Bu da kent üzerine gelen bulutların açığa itilmesi, kentin daha az yağış alması demektir.
Buna karşılık yeşil binalardaki yapraklar, güneşten gelen enerjinin büyük kısmını emer, depolar (Selüloz veya karbonhidrat olarak). Binaların ısınmasını azaltır. Kış dönenimde ise atmosfer ile bina arasında yalıtkan bir yapı görevi görür, ısı tasarrufu sağlar.

Bu yeşil alanların kentsel tarım için de düşünülmesi ise, hane halkları için ucuz ve güvenilir gıda kaynağı anlamına da gelecektir.

(Bu amaçla, çatı sistemleri, yatay ve dikey bahçe sistemleri üzerinde bina tipine ve amacına yönelik projeler üretilmeli...



Bilgilerinden faydalanılan bazı online kaynaklar

https://surdurulebilirkentler.blogspot.com/p/sehirlesmede-cgr-acan-barselonann.html
http://www.iklimin.org/wp-content/uploads/egitimler/seri_07.pdf
https://www.eea.europa.eu/tr/isaretler/isaretler-2015/makaleler/tarim-ve-iklim-degisikligi
https://teyit.org/tarim-hayvancilik-ve-gida-yediklerimiz-dunyayi-isitiyor
https://www.kmo.org.tr/resimler/ekler/5f506d7c1226482_ek.pdf
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/321411
https://www.tarimdunyasi.net/2021/01/06/baraj-ve-golet-yaparak-su-sorunu-cozulebilir-mi/
https://www.construction21.org/static/sustainable-construction-in-hot-and-tropical-climates.html
https://www.archilovers.com/projects/56716/the-cross-towers.html
https://insaathesabi.com/blog/brut-ve-net-m2-farki/

 

Bilgilerinden faydalanılan Online Kurslar:

Municipal Solid Waste Management in Developing Countries
EPFL - İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü
Management of Urban Infrastructures – part 1
EPFL - İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü
Greening the Economy: Sustainable Cities
Lund Üniversitesi
Greening the Economy: Lessons from Scandinavia
Lund Üniversitesi.
Designing Cities
Pennsylvania Üniversitesi
Cities are back in town : urban sociology for a globalizing urban world
Sciences Po
Creativity, Innovation, and Change
Pennsylvania Eyalet Üniversitesi

Kitaplar:
Dünyanın Durumu Worldwatch Enstitüsü (2013/14/15/16 - İş Bankası Yayınları )


Proje öneriler geliştirilmesi gereken alanlar:
* Bu tür binalarda organik atıkların yerinde geri dönüşümü (tüm atık türlerininin ayrışması ve her biri için yeni kullanım alanları neler olabilir?)
* Bu binayı gözlemleyecek, ölçecek ve kaydedecek yazılım (tüketicinin kullandığı kaloriden, sipariş yemeklerine, ürettiği atık cinsi ve miktarından vb.)
* Bu tür binaların yapımı için ne tür hukuksal zemine ihtiyaç olduğu, hangilerinin var, hangilerinin eksik olduğu?
* Çatı ve yanal yüzeylerin, dikey bahçe, güneş pili ve su ısıtma birimleri olarak nasıl dizayn edilebileceği ve birbirlerine nasıl entegre edilebilineceği? Bunların ve bina çevresi kamusal yeşil alanın nasıl sulanacağı ve atık sularının geri dönüştürüleceği de göz önününe alıp projelendirilmeli.
* Bu tür yoğun yapıda sosyal ilişkilerin gerilime dönüşmeden çözülebilmesi için gereken yeni sosyal adetler ve sosyal kurumlar neler olabilir? İşlevleri?
* Nasıl bir yönetim-idare yapısı ile işletme yapısı bu tür yapılaşmalarda en etkin ve verimli olur?
*Bu tür bir yapı inşaa edilirken uzun vadeli ve bilinmeyen ihtiyaçlar için nasıl hazırlanmalı? Esneklik nasıl sağlanır? Mimarlık ve mühendisliği nasıl olmalı?
* Bu nüfus yoğunluğuna günlük sağlık hizmetleri nasıl ulaştırılır? Genel bakım ihtiyacı olan sakinler için neler yapılabilinir?
*Bina idare ve işletme faaliyetlerinde, binaya gelir nasıl sağlanır? (Market, mağaza, işyeri ve sosyal alanların kiralanması yanında... Mesela bir yeri, market zincirine satmak mı, kiralamak mı daha iyi?)










Yorumlar